Posted by: Aslı on: 12 Ocak, 2012
pop müziğin bana göre kraliçesi rihanna son albümünden bir video klip daha yayınladı… you da one… kraliçe bu sefer sarışın olarak karşımızda… klip de siyah-beyaz tonlarında ve bol dumanlı =) ben çok beğendim, çok güzel bir klip olmuş ;) zaten ne yapsa beğeniyorum, o da ayrı =))
klipte ilk dikkatimi çeken dama misali kare kare detaylar… hem duvarda hem de rihanna’nın üzerine yansıyan ışıklarda… bu kare kare görüntüler bana direkt olarak kare karalamacayı hatırlattı =)) bir kare karalamaca manyağı olarak aklıma ilk bunun gelmesi normal tabi =)) aşağıdaki mavili kare karalamacalar benim yaptıklarımdan ;) kareleri renkli keçeli kalemle boyayınca daha güzel görünüyor resim… ayrıca bulmacanın renkli versiyonu da mevcut…
bilen bilir kare karalamaca öyle bir bulmacadır ki saatlerce başında oturursunuz ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız… ancak boynunuzun tutulduğunu hissettiğinizde çok zaman geçtiğini anlarsınız =)) tavsiye olunur ;)
dün kendime ABD için bir kare karalamaca dergisi aldım… malum 14 saatlik yolculukta ve orada sıkıldığım zamanlarda epey vaktim olacak bulmaca çözmeye =) dergi 3 ayda bir yayınlanıyor… geçen sayıyı kaçırmıştım… inşallah bu 1 sayı beni biraz idare eder ABD’de… iki gün önce de bu oyunu online oynayabileceğim bir link buldum…
http://tr.puzzle-nonograms.com/
bu da kare karalamaca dergisinde verilen link ;)
http://www.conceptispuzzles.com/
bu linklerden oyunun çıktı alınabilmesi de ayrıca güzel ;) oyun kuralları ve kare sayısı seçenekleri de mevcut linklerde ;)
ABD demişken ben 1 Şubat’ta gidiyorum =( 9 ay kalacağım Teksas‘ta… hem sevinçli hem de hüzünlüyüm şu sıralar… karışık duygular içindeyim anlayacağınız… neyse konuyu dağıtmak için gelelim benim ABD hayallerime =)) ABD hayallerim saymakla bitmez tabi de buraya en absürdünü yazacağım ki biraz neşelenelim =))) evet sıkı durun açıklıyorum hayalimi :P
single olarak gittiğim ABD’den couple olarak dönmek =))) not: adayların Justin Timberlake, olmadı Gong Yoo, o da olmadı Murat Boz benzeri olması tercih sebebidir =))) uzak ihtimal olsa da bizzat kendileri de kabülümdür :P o değil de justin nişanlandı yahu =( tamam jessica’yı da severim ama kıskanmamak elde değil =( bi de bu justin ne zaman yeni albüm çıkaracak :S

Fotoğraf http://tr.wikipedia.org adresinden alınmıştır.
şimdi gelelim ABD’de ve dünyada müzik listelerini sallayan ve benim yeni keşfettiğim far east movemnet‘a =) dün aşağıdaki video kliplerine denk geldim tv’de… hangi kanaldı hatırlamıyorum ama klip dönerken altta grupla ilgili bilgiler de veriliyordu… bu arada klip şahane ;) özellikle kaykaylı bölümleri…
bir de ne göreyim… elemanlardan ikisi kore kökenli imiş… vayyyy dedim… ben nasıl keşfedememişim bu grubu… sonra hemen biraz araştırma yaptım… meğer şarkılarını biliyormuşum da söyleyenleri ile hiç ilgilenmemişim =)) bahsettiğim şarkı like a G6… klipte 27.saniyeye dikkat =)) bir de tokyo drift filminde ve diğer bir çok yapımda çalan round round isimli şarkıları varmış… bu arada yeri gelmişken tokyo drift’i geçenlerde üst üste tv’de verdiler ya, eskiden hiç ilgimi çekmezdi ama uzak doğuya bulaştıktan sonra dur bi izleyeyim dedim… ve beğendim, güzel filmmiş =)) önyargı kötü birşey vesselam… neyse far east movement‘a geri dönecek olursak, grup ile ilgili detaylı bilgi için şuraya bakabilirsiniz ;) şimdi ilk paylaştığım far east movement videosuna tekrar bakarsanız, videodaki çocuk size de tanıdık gelecektir (veya gelmiştir) eminim =) evet kendisi one republic‘in solisti ryan tedder… madem one republic dedik timbaland ile birlikte seslendirdikleri ve onları üne kavuşturan apologize şarkısını paylaşmazsak ayıp olur değil mi =)
timbaland resmen elinde sihirli değneği olan bir müzik adamı… o değneği kime dokundursa yıldızı parlayıveriyor resmen… nelly furtado‘ya bir dokundu mesela, kız ezik country şarkıcılığından bir hip hop yıldızına dönüştü… keza justin timberlake de öyle… eski ve ünlü bir grup olan ‘n sync üyesi olmaktan ileri gidemezken bir pop idole dönüştü… şarkıcıların elinden tutup onları en tepeye çıkarmasıyla timbaland takdire şayan bir isim hakikaten ;)
şimdi justin timberlake ile nelly furtado‘nun ustaları timbaland ile birlikte seslendirdikleri şarkıları ile yazımızı sonlandıralım ;) yoksa ben bağladıkça bağlayacağım bir yerlere daha :P son bir şey daha; timbaland-justin ve timbaland-nelly düet şarkılarını da ayrı ayrı dinlemenizi tavsiye ederim ;)
Posted by: Aslı on: 8 Ocak, 2012
son dönemde müzik dünyasında başarıyı yakalayan bir sürü genç sanatçı oldu… bunlar arasında benim en çok dikkatimi çekenler bruno mars, adele, jessie j ve nicki minaj…
…BRUNO MARS…
Fotoğraf http://www.brunomars.com adresinden alınmıştır.
adam 1.5 m ama yaptığı müzik devasa =)) bayılıyorum ben kendisine… bir de çikolata renkli olduğundan mıdır nedir bilmiyorum müzik tarzı olarak pek alakası olmasa da micheal jackson‘ı anımsatıyor bana hep… sanki onun gençliğini görüyorum bruno mars’ta… grenade, the lazy song, just the way you are gibi muhteşem şarkıları olan bruno son günlerde twilight soundtrack’i olarak piyasaya çıkan it will rain ile gündemde… bu hamlesiyle biraz değer kaybetti gözümde ama neyse… bu güzel şarkı twilight ile anılıp hafif bir şarkı gibi görünmeseydi keşke…
…ADELE…
Fotoğraf http://www.soulculture.co.uk adresinden alınmıştır.
müzik dünyasında ingiliz rüzgarları estiren adele de son günlerin en başarılı isimlerinden… artık her yerde duymaktan bıktığım şarkısı someone like you ve bıkmadan dinlediğim şarkısı rolling in the deep…
bruno mars ve adele’in ortak özellikleri ikisinin de tabir-i caizse çok damar sözleri olan şarkılara sahip olup, resmen arabesk ruhlu olmaları =) ki tam benim aradığım tat da budur =)) bruno‘nun the lazy song gibi çok eğlenceli şarkıları da mevcut gerçi ama özellikle adele insanı bir bunalımdan diğerine sürükleyebilecek nitelikte şarkılara sahip =)
…JESSIE J…
bir diğer ingiliz fırtınası ise jessie j… jessie j dünya listelerinde hit olmuş eğlenceli şarkılarının yanı sıra tarzı ile de çok ilgimi çekiyor benim… değişik renk ve desenlerdeki tulumları/mayoları… tırnak süsleri… dudağına yaptırdığı desenler… yine dudağına yapıştırdığı pul, payet ve taşlar… muhteşem görünüyor ;) paylaştığım iki klibi de izlerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız =)
…NICKI MINAJ…

Fotoğraf http://www.sojones.com adresinden alınmıştır.
tarzı müziğinin bile önüne geçebilecek kadar ilgi çekici olan nicki minaj ise rap kulvarında boy gösteriyor… ilk bakışta lady gaga özentisi gibi dursa da biraz haşır neşir olunca aslında farklı bir tarzı olduğu hissediliyor… belki de fazlasıyla cesur kıyafet seçimleri yapma konusunda benzetilebilir bu iki isim ama onun dışında dediğim gibi farklılar aslında… nicki minaj’ın tarzı kimilerine göre de tuhaf diye nitelendirilse de en azından bir tarzının olması iyi bir şey bence =) nicki minaj’dan favori şarkım ise rihanna ile birlikte seslendirdiği fly ;)
Posted by: Aslı on: 1 Ocak, 2012
yeni yılın ilk yazısını bir konsept yazıya ayırdım efendim ;) hepimize mutlu yıllar olsun =)
Fotoğraf http://www.marslogistics.com adresinden alınmıştır.
geçenlerde aklıma geliverdi öylece… acaba bob ross istanbul’un erguvanlarını nasıl resmederdi?
Fotoğraf http://en.wikipedia.org adresinden alınmıştır.
eminim çok güzel anlatarak ve yaşayarak resmederdi tuvala erguvanları… erguvan zamanına da var daha ama nereden aklıma düştü erguvanlar bilmiyorum… belki de bu sene istanbul’un erguvanlarını göremeyeceğimdendir =( çünkü erguvan zamanı yani nisan-mayıs aylarında teksas’ta olacağım… neyse hemen hüzün bulutlarını dağıtıyorum =)
Fotoğraf http://acupofcaffein.blogspot.com adreinden alınmıştır.
yazıyı hazırlarken erguvanın ingilizcesine de merak edip baktım… judas tree veya redbud olarak geçiyor… daha zengin görsel kaynaklar bulurum diye ingilizce de arama yaptım… bir de ne göreyim… teksas’ta redbud cafe diye bir yer varmış =)
Fotoğraf http://redbud-cafe.com adresinden alınmıştır.
gidince bulurum artık =) meğerse teksas’ta da erguvanlar varmış… olaya bakın =) hatta texensis diye bir türü bile varmış erguvanın… teksas’ta yetiştiği için bu adı almıştır herhalde… bu bir işaret olsa gerek :P doğru yere gidiyorum demek ki =))
neyse konuyu fazla dağıtmadan bob ross’a geri dönelim =) bob ross denince hepimizin aklına kuşkusuz resim sevinci (joy of painting) programı gelir… ne güzel programdı değil mi… o kadar güzel ve yapılabilir anlatırdı ki yaptığı resimleri bob ross, sanki program bitiminde önünde malzeme olsa sen de aynı resmi yapıvereceksin gibi hissettirirdi… hatırlarsanız kullandığı renkler de öyle bildiğimiz renklerden değildi =) işte bu alengirli renklerden benim aklımda en çok kalan titanyum sarısıdır =) bu arada ben de doktora tezimde titanyum dioksit (TiO2) çalışacağım… titanyumu sevmem boşa değil, kaderim daha çocukluğumda yazılmış :P
bu titanyum sarısı rengini ilk keşfeden ressam ise tablolarında sarı tonları kullanmayı çok seven van gogh imiş… bu arada inşallah van gogh’un kullandığı rengin adını yanlış hatırlamıyorumdur… bir şey sarısıydı ama titanyum mu yoksa başka bir şey mi onu hatırlayamıyorum =)
Fotoğraf http://tr.wikipedia.org adresinden alınmıştır.
van gogh bu rengi ilk olarak ünlü vazoda oniki ayçiçeği tablosunda kullanmış… bu bilgiyi de trt’deki tuvaldeki başyapıt (the private life of a masterpiece) programından öğrenmiştim… programın bir bölümünde van gogh’un hayatı ve eserleri anlatılmıştı… bu program benim favori programlarımdandı… ama artık yayınlanmıyor =( ben ne çok trt izliyormuşum meğerse =)
Fotoğraf http://www.amazon.com adresinden alınmıştır.
sanatçıların nasıl bir yaşam sürdükleri, eserlerini hangi psikolojiyle ve ne için yaptıkları çok güzel veriliyordu bu programda… hikayesini bilince de bu eserler daha bir anlam kazanıyordu gözümde…
Fotoğraf http://tr.wikipedia.org adresinden alınmıştır.
programın başka bir bölümünde ise ünlü ressam ve heykeltraş degas‘nın hikayesi anlatılmıştı… ve onun en ünlü eseri olan 14 yaşındaki küçük dansçı heykeli derinlemesine incelenmişti… heykel ile ilgili detaylı bilgi için bakınız… normalde hikayesini bilmeden bir yerde görmüş olsam ki bu yer new york oluyor =) ”bu ne biçim bir heykel, ne çirkin, niye bu kadar ünlü olmuş ki” diye cümleler sarfedebileceğim heykel şimdi en çok görmek istediklerimden… işte programın etkisi =)
sanat güzel şey vesselam… çok fazla bilgim olmasa da bildiğim kadarı bile bana yetiyor =) bu bildiğim kadarını öğrenmeme de böyle güzel programlar veya okuduğum kitaplar vesile oluyor… müzik uğruna kitabını okuyarak tanıdığımız edward munch ve eseri munch’un güneşi de buna bir örnek olarak verilebilir…
Fotoğraf faculty.washington.edu adresinden alınmıştır.
bu kitapla sevdiğimiz başka bir şey de daha önce de bahsettiğim gibi piyanodur… keman ise piyanodan sonra en sevdiğim klasik müzik aletidir… keman demişken; kemana bambaşka bir yorum getiren david garrett‘in muhteşem smooth criminal yorumuyla yazımıza son verelim ;) bakınız “yazıyı bu yakışıklı arkadaşa bağlayacağım diye dokuz takla atan blog yazarı” :P sağlıcakla kalın efendim ;)
Posted by: Aslı on: 27 Aralık, 2011
blogumun en çok hit alan yazısı açık ara farkla 2 Aralık 2010 tarihli rihanna’nın dövmeleri adlı yazım… madem bu kadar talep var, bir dövme yazısı daha yazıvereyim dedim =)
Fotoğraf http://www.icelebz.com adresinden alınmıştır.
efendim gelelim bugünkü dövme yazımızın konuğuna… son günlerde iyice kabaran hayranlık damarımla birlikte chuck bass yani ed westwick‘in dövmelerinden bahsedeceğiz şimdi =))
işte ed westwick’in dövmeleri:
1. elvis presley sevgisinden dolayı yaptırdığını söylediği, göğsünde yer alan Heartbreak Hotel…
2. Little Did He Know…
bu iki dövmeyi jessica szohr’dan ayrıldıktan sonra yaptırmış… elvis presley falan hikaye yani =) mânidar ;)
3. 21 Gram…
Fotoğraf http://www.fanforum.com adresinden alınmıştır.
4. bir the doors şarkısı olan Love Me Two Times…
5. omzundaki You Make Me Feel Like the One…
Fotoğraf http://favim.com adresinden alınmıştır.
6. kolundaki She is Pin Up yazılı üstsüz kız…
7. Kutchu…
8. June…
Fotoğraf http://www.cosmopolitan.com adresinden alınmıştır.
9. kolunun arka kısmındaki tüy… her ne kadar inanmak istemesem de kimi görüşlere göre bu tüy dövmesi ile gay olduğunu ima ediyormuş =(
10. kolunun ön kısmındaki I Heart Romance… bu cümleyi Brooklyn’deki bir barın tuvalet tezgahında görmüş ve çok beğenip dövme olarak yaptırmış =)
görüldüğü üzere bir hayli dövmesi var ed westwick’in… beyimizde bu dövme sevdası sürdükçe bunların ardı arkası kesilmez… hal böyle olunca bize de onları yazmak düşer anca =)
Posted by: Aslı on: 22 Aralık, 2011
ne zamandır bahsedeceğim diyorum ama bir türlü yazamamıştım yazısını… konsept yazıya kısmetmiş =) sara bareilles‘den bahsediyorum… ben çok seviyorum kendisini… ilk olarak love song şarkısı ile tanıdım onu… ve çok sevdim bu şarkıyı ve söyleyenini ;) hatta şarkı ilginç klibiyle dikkatimi çekmişti önce… sara’yı takibe almam da böyle başladı velhasıl-ı kelâm =)
kendisinin 3 stüdyo albümü bulunuyor… ilk çıkışını yakaladığı şarkı olan love song ikinci albümünden… üçüncü albümünü de 2010′da yayınladı… bu albümden de iki klibi bulunuyor… bu iki klip şarkısı da şahane yine ;) klipleri de ayrı güzel ;) kız da güzel olunca muhteşem görsellikte klipler çıkmış ortaya =) bahsettiğim kliplerden biri king of anything…
siyah-beyaz ve pudra tonlarında şahane bir klip bu… bayılıyorum izlemeye… şarkı da keza öyle ;) bahsettiğim diğer klip ise gonna get over you… bu klip de yeni yayınlandı… meksika esintili eğlenceli bir klip olmuş bu da ;)
sara’nın bu iki güzel şarkısının bulunduğu 3. stüdyo albümünün adı kaleidoscope heart… ne güzel bir albüm adı değil mi?
kaleidoscope kelimesi türkçeye çiçek dürbünü olarak çevrilmiş… çok da güzel olmuş türkçe adı ;) “efendim bu kaleidoscope ne menem bir şeydir?” diyenleri ise buraya alalım =)
şimdi gelelim çiçek dürbününün bana neyi çağrıştırdığına… geçen gün çağan ırmak‘ın yeni filmi dedemin insanları‘na gittik… “ben ağlamam” diyerek girdim filme ama nafile… başından sonuna gözlerim hep yaşlıydı… sadece ağlamakla kalmadım, çok da güldüm filmi izlerken… çağan ırmak çok iyi bir iş çıkarmış yine… kendisinin “küçük detaylara büyük anlamlar yükleyen” bu titiz tarzını seviyorum ben…
filmde mehmet bey(çetin tekindor)’in sahibi olduğu yavaş tuhafiye‘de yazları torunu ozan (durukan çelikkaya) da çırak olarak çalışmaktadır… o yaz mehmet bey ozan’dan başka bir çırak daha alır yanına… ozan pek istemez yeni çırağı ama sonrasında işler değişir… çiçek dürbünü sahnesi de tam olarak bu tuhafiyede geçer… mehmet bey bir gün çocukları eğlendirmek için çiçek dürbünü yapar… işte sara’nın albüm adı, beni aldı filmin o sahnesine götürdü =)
yukarıda bahsettiğim, tuhafiyeye yeni alınan çırak çocuğa da bittim ben… ne kadar masum, temiz yüzlü ve iyi yürekli bir çocuktu… onun o mütevazı halleri içimi burktu resmen… bir de filmden aşağıdaki şarkı kaldı aklımda ;)
bildiğiniz üzere filmde mehmet bey karakterini canlandıran çetin tekindor son günlerde bir çocuk sevdim dizisinde de yer alıyor… daha önce de söylediğim gibi ben çok seviyorum bu diziyi… yeri gelmişken bülent inal‘ın oyunculuğunu da çok başarılı bulduğumu söylemek isterim…

Fotoğraf http://www.bircocuksevdim.org adresinden alınmıştır.
safkan aşık rollerini iyi kıvıran adamlara bayılıyorum ben =) (bakınız ryan gosling, gong yoo vb. :P) bülent inal da timur bey karakteri ile dışarıdan sert görünen ama yüreği sıcacık ve çok aşık bir adamı başarı ile canlandırıyor dizide ;) bir de mine(gülcan arslan)’ye öyle bir bakıyor, öyle bir konuşmalar yapıyor ki yazsan kitap olur =)
yeterince oradan oraya atladıktan sonra şimdi de gelelim yazının kapanış fotoğrafına =) ben geçen yıl cumhuriyet bayramında boğazdaki havai fişek gösterisini fotoğraflamıştım… bu fotoğraflardan üçü ile de bir fotoğraf yarışmasına katılmıştım… derece alamadım gerçi ama neyse =) bir fotoğrafımın adı da kaleidoscope idi… işte o fotoğraflardan biri ile yazımı sonlandırıyorum efendim ;) esen kalın =)

Posted by: Aslı on: 21 Aralık, 2011

Fotoğraf http://moviecarpet.com adresinden alınmıştır.
bilen bilir kendisine olan hayranlığımdan dolayı ryan gosling filmlerine ayrı bir ilgim vardır benim =) bu film hakkında da güzel yorumlar duymuştum… imdb puanını da 8.1 olarak görünce iyice merak edip izledim bugün…

Fotoğraf http://moviecarpet.com adresinden alınmıştır.
filmin ilk yarım saati güzeldi =) ryan en karizmatik ve aşık haliyle arz-ı endam etti… sonrasında ise film tamamen yön değiştirip bol şiddet ve kan içerikli bir şeye dönüştü… ben pek beğenmedim açıkçası… ama ryan’ın gözükara kahramanlığına diyecek söz bulamıyorum…
Fotoğraf http://www.slapzwatch.com.tr adresinden alınmıştır.
filmi izlemeye başladığımda hoş bir sürprizle de karşılaştım… daha önce d&r‘dan renkli kauçuk bileklikler almıştım… silly bandz olarak adlandırılıyor bu bileklikler… yukarıda gördüğünüz rock serisinden benimki de… bir ara epey moda olmuştu bu bileklikler… ben de uzun süre severek kullanmıştım ama bir süre sonra sıkılıp takmayı bırakmıştım… ama 2 gün önce bu bilekliklerimi özlediğimi farkedip tekrar takmaya başlamıştım =) filmde de carey mulligan ve oğlu rolündeki çocuk da bu bilekliklerden takıyordu =) kolumda bu bilekliklerle filmi izlemem de hoş bir sürpriz oldu benim için =)) haliyle türkiye’den önce abd’yi kasıp kavurmuştu bu bileklik çılgınlığı =) filmde de karşıma çıkması normal o sebeple =) ama olsun yine de sevindim ben =) hayat arada böyle küçük mesajlar gönderince çok keyifli oluyor ;)
şimdi gelelim filmin en iddialı olduğu kısım olan müziklerine… muhteşem şarkılar çaldı film boyunca… filme enteresan da bir hava katmıştı bu güzel şarkılar… bu şarkılar da olmasa hiç çekilmezdi herhalde film =) filmde çalan bütün şarkıları şuradan kısa kısa dinleyebilirsiniz ;) ama benim favorim filmin başında çalan night call oldu ;)
ben beğenmedim diye yazmazdım bu filmi ama ryan gosling, bileklikler ve güzel soundtracklerinin hatırına yazmış oldum =)
Posted by: Aslı on: 18 Aralık, 2011
ed westwick… nam-ı diğer chuck bass… an Englishman in New York =)

Fotoğraf http://imstealingthethunder.blogspot.com adresinden alınmıştır.
kim derdi ki şu fotoğraftaki çocuk gün gelecek çirkin ördek yavrusundan yakışıklı bir prense dönüşecek =) ed westwick‘in gossip girl‘de geçirdiği dönüşüm inanılmaz hakikaten =) ilk sezonu hatırlayın… en liseli haliyle ve acayip saçıyla bir şeye benzetemezdik ed‘i… o zamanlar biri bana gelip “bir gün sen bu çocuğa hayran olacaksın” dese “hadi oradan” derdim herhalde =))) uzun zamandır gossip girl denilince tartışmasız ilk onun adı geliyor aklıma =)

Fotoğraf http://themustardjumper.wordpress.com adresinden alınmıştır.
aslında ufak tefek de bir adam ama ses tonu ve aksanıyla öyle bir devleşiyor ki “bu adam hiç susmasın, hep konuşsun” demek geliyor insanın içinden =) her ne kadar dizide bir amerikalı’dan farkı olmasa da kendisi safkan ingiliz aslında =) insanın ingilizlere sempatisi artıyor bu adam sayesinde =)) aksanına gelince dizide olmasa da verdiği röportajlarda özüne dönüp ingiliz aksanıyla konuşuyor genelde =) o zaman da cezbediciliği tavan yapıyor =))
işte bu video da ülkesinde katıldığı bir programdan… muhteşem ses tonu ve aksanına epey maruz kalıyoruz bu videoda =)) işimiz zor yani :P
bakın bakalım video bitince siz neler düşüneceksiniz ed hakkında =)) ben neler düşündüğümü hiç açık etmeyeyim, varın siz tahmin edin :P =))) sadece sözleri son derece manîdar olan şu şarkıyı gönderiyorum kendisine =)))
şimdi gelelim program sunucusu kızın aksanına… daha bir buram buram ingiliz aksanı kokuyor değil mi =) bu kızın aksanı bana bir zamanlar müptelası olduğum TRT’deki açıköğretim ingilizce dersleri programını hatırlattı =) o sunucu abla ile ağabey ne yapıyorlardır acaba şimdi =)) hala ingilizce öğretiyorlar mıdır bi yerlerde =)) özlemişsinizdir diye videolarını da ekliyorum buraya =)
TRT demişken şimdi gelelim TRT’nin yaptığı güzel dizilere… hepimiz biliyoruz ki TRT zaman zaman çok iyi dizilere imza atar… son zamanlarda bu dizilere en iyi örnek leyla ile mecnun dizisidir sanırım… her ne kadar dizi nazara gelip biraz dağılsa da gönlümüzdeki yeri ayrıdır ;) keza biraz eskilere gidersek perihan abla, ferhunde hanımlar, 7 numara gibi fenomen diziler de TRT’nin imza attığı güzel dizilerdendir… ama ben şimdi başka bir TRT dizisinden bahsedeceğim… zeytin dalı… bu dizi diğer fenomen diziler gibi çok fazla gündeme gelememiş olsa da ben çok sevmiştim… muhteşem bir ege dizisiydi… hatta bergüzar korel de ilk bu dizi ile boy göstermişti televizyonlarda…

Fotoğraf http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr adresinden alınmıştır.
annesi ve babası da yer alıyordu dizide… hatta dizinin öyküsü babası tanju korel‘e aitti yanlış hatırlamıyorsam… bergüzar korel, tanju korel’in kızı olduğu anlaşılmasın diye ikinci adı olan gökçe’yi soyadı olarak kullanıyordu jenerikte… bir de tanju korel dizi sırasında vefat etmişti =( Allah gani gani rahmet eylesin…
onur şan ve semih saygıner gibi sürpriz isimler de vardı dizide… mehmet akif alakurt da kötü ağabeyi canlandırıyordu hatta =) oyuncular ve diziyle ilgili detaylı bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz ;) ve dizi muhteşem bir tatil beldesi olan altınoluk‘ta geçiyordu… sıcacık bir aile dizisiydi… bir de dizinin jenerik müziği vardı ki… bayılırdım o müziğe… hatta dizinin başını kaçırdığımda çok üzülürdüm jenerikteki müziği dinleyemedim diye… jenerik dışında dizinin içinde geçen müzikler de süperdi ;) dizinin birinci bölümünü de ekledim sizin için buraya ;) jenerik müziğini de dinleyebilirsiniz bu videodan ;) bir de dikkat ederseniz semih saygıner ilk bölümlerin jeneriğinde konuk oyuncu olarak görünüyor ama sonradan asil oyunculuğa geçmişti =)
şimdi jenerik müziği dedik ya gerek dizi jeneriği olsun gerekse reklam jingle’ı, çok vardır böyle benim takık olduğum müzikler =) bunlardan biri de bir dönem atv‘de yayınlanan kalp ağrısı dizisinin jenerik müziği idi…
ne muhteşem bir müzikti bu da… dizi de güzeldi ama yine çok ses getirmeyen bir dizi olmuştu… dizide sarp’ım levendoğlu’m oynuyordu bir de =) biliyorsunuz başlı başına bir diziyi izleme sebebi kendisi benim için =)
reklam jingle‘ı denince de aklıma ilk ecobella jingle’ı gelir =) markayı bile unutmuyorum müziğini çok sevdiğimden =)
işte böyle efendim… ed‘den girip bizim muhteşem klarnet ezgilerimizden çıktık bugün de =)
Posted by: Aslı on: 4 Aralık, 2011
lütfen dikkat =) genel olarak uzak doğu dedim ama bu yazı boyunca güney kore modası ile ilgili pozitif bir ayrımcılık söz konusu olacak =) demedi demeyin =))
güney kore‘de her daim moda olan bir aksesuar ile başlamak isterim yazıma… nerd gözlükler =) hatta şu kadarını söyleyeyim; kore dışında herhangi bir ülkede, sokakta nerd gözlük ile dolaşan bir uzak doğulu görürseniz, o %99 korelidir =))
bayılıyorum ben bu gözlüklere ;) hatta bende de var bi tane =)
güney kore‘deki giyim kuşam mevzusuna gelince, izlediğimiz diziler sebebiyle bu konu hakkında da epey fikir sahibi oluyoruz aslında =) mesela dizilerden gördüğümüz kadarıyla, oldukça kısa şort ve etekler gırla gidiyor kore’de =) ve bu kılıktaki her kesimden insan, günün her saatinde çok rahat dolaşabiliyor kore sokaklarında =) kore’li arkadaşlarımdan edindiğim bilgiye göre sadece dizilerde değil günlük hayatta da bu böyleymiş… ne güzel değil mi? bir gün kore’ye gidersem mini etek ve mini şortu rahatça giymenin keyfini süreceğim kesinlikle =)))
bir de şöyle birşey var ki bacakları sergilemede gösterilen cömertlik iş göğüs dekoltesine gelince değişiyor… göğüs dekoltesi vermek ayıp sayılıyor zannımca… sebebini bilmiyorum ama bu da oldukça enteresan gelmişti bana…
gelelim tarzını beğendiğim koreli oyunculara… iki oyuncu kızımız var ki oynadıkları dizilerdeki tarzlarıyla beni kendilerine hayran bırakmışlardır… biri secret garden dizisinden kim sa rang… diğeri de 49 days dizisinden so ji-hye…
…Kim Sa Rang…

Fotoğraf http://mykoreandramawiki.blogspot.com adresinden alınmıştır.
…So-Ji Hye…

Fotoğraf http://kapamilyalogy.blogspot.com adresinden alınmıştır.
izlediğim bütün kore dizileri arasında en iyi giyinenler bu iki oyuncu kızımızdı diyebilirim =) aslında dizilerde giydikleri kıyafetlerden birer kolaj hazırlayacaktım ama dizilerin bölüm videolarından görüntüleri tek tek bulup almaya üşendim :S nette de bulamadım fotoğraf… tarzlarını görmek için bu iki diziyi izleyiverin artık =))
o kadar uzak doğu dedim, ayıp olmasın =) lookbook.nu‘dan derlediğim asyalı moda takipçilerine de bir bakalım ;)
…
Kolajlardaki fotoğraflar http://lookbook.nu/ adresinden alınmıştır.
gelin şimdi de sizi asyalı kadınların modasını yakından takip eden bir web sitesi ile tanıştırayım =)
http://fashionableasians.blogspot.com
bu web sitesi asyalı kadınların kırmızı halı, davet/organizasyon ve podyum hallerini belgelemekte… aşağıdaki kolajda da bu siteden derlediğim fotoğrafları görebilirsiniz ;) görüldüğü üzere ünlü asyalı kadınlar arasında göğüs dekoltesi sendromu aşılmış durumda :P
Kolajdaki fotoğraflar http://fashionableasians.blogspot.com/ adresinden alınmıştır.
Posted by: Aslı on: 3 Aralık, 2011
Fotoğraf http://www.sinemalar.com adresinden alınmıştır.
bazı oyuncuların sesleri ne kadar güzel değil mi? misal leyla ile mecnun dizisinin mecnun’u ali atay… önce bir ferdi tayfur şarkısı olan sevdalılar beni anlar‘ı yorumladı ve bizi gülmekten yerlere yatırdı =))) sonra sezon finalinde söylediği yalan şarkısı ile ters köşe yaparak resmen dağıttı bizi…
güzel sesli bir diğer oyuncu ise son günlerin flaş ismi halil sezai paracıkoğlu ;) bu nasıl bir sestir yahu… ve yıllardır nasıl da saklamış kendini bizden halil sezai… inanamıyorum… iyiki incir reçeli filminde o güzelim isyan şarkısını söyledi de sadece bir oyuncu olmaktan çıkıp sesiyle de hayatımıza bomba gibi düştü… çok da güzel oldu… kendisini dinlemek büyük keyif hakikaten… hatta bu adam işi gücü bırakıp sadece şarkı söylesin bence =)
albümü de çıktı… oh mis =))
Fotoğraf http://www.hittmuzik.com adresinden alınmıştır.
albümün ilk video klibi de olsun isimli şarkıya geldi…
ben ilk dinlediğimden beri halil sezai‘nin sesini ve yorum tarzını cem adrian‘a çok benzetiyorum… özellikle isyan şarkısında çok net olarak ortaya çıkıyor bu durum… sonra gördüm ki birkaç şarkıda düet de yapmışlar… çok da güzel olmuş bu düetler… olsun şarkısı da bunlardan biri…
düet demişken bir de tuğçe ile yaptığı düet var ki… mutlaka dinleyin… seni çektim içime…
Fotoğraf http://www.mabelmatiz.com adresinden alınmıştır.
cem adrian dedim de sesini ona çok benzettiğim biri daha var ki… o da mabel matiz… daha önce de yazdığım gibi ben mabel matiz‘i kanıt dizisi ile keşfetmiştim… arafta şarkısını dizide duyduğumda “cem adrian ne güzel söylemiş… ne muhteşem bi şarkıymış bu” deyip hemen google’a sarılmıştım =) ama “cem adrian kanıt dizisi” diye aratınca başka bir şarkı çıkmıştı karşıma… “eee bu benim dizide dinlediğim şarkı değil ki” demiş ve şarkıyı başkasının söylediğine kanaat getirmiştim =) peki kimdi bu güzel şarkıyı söyleyen?
önce dizinin en son hangi bölümünün yayınlandığını bularak başlamıştım işe… malum bölüm 49.bölüm idi… bu kez google amcaya “kanıt dizisi 49. bölümde çalan şarkı” diye yazıp arattığımda ise mabel matiz‘e ulaşmıştım =) dizinin 50.bölümünün sonunda da güzel bir sürpriz ile karşılaşmıştım… mabel‘in şarkısını bu sefer dizinin oyuncusu zeynep seslendirmişti… onun yorumu da değişik ve güzeldi… şuradan onu da dinleyebilirsiniz ;)
ne mutlu bana ki mabel matiz gibi güzel bi sesi kanıt dizisi sayesinde keşfettim… şarkıları çok güzel ve sözleri de oldukça manidar… o günden beri beğenerek takip ediyorum kendisini =) o çatallı sesine de bitiyorum ayrıca… gelin bu yazıyı muhteşem sözlere sahip bir mabel matiz şarkısı ile bitirelim…
“hatırlayarak yaşamak boynumuzun borcu ama ölürdün unutmasan…”
Posted by: Aslı on: 27 Kasım, 2011
geçen gün televizyonda demet sağıroğlu‘nun arnavut kaldırımı isimli klibine rastladım… sene 1994… ne severdik bu şarkıyı ve klibini değil mi =) eski şarkılar bi başkaydı hakikaten… hele 90′lar türkçe pop efsane şarkılarla dolu…
gördüğünüz üzere klipte esas oğlanı cenk ertan oynuyor… ben çok beğenirim kendisini =)
Fotoğraf http://www.dizifilm.com adresinden alınmıştır.
onu görünce hemen aklıma kendisini ilk izlediğim dizi olan haziran gecesi gelir… favori eski dizilerimdendir haziran gecesi… çılgın gibi izlerdim =) cenk ertan‘a olan hayranlığımın da etkisi büyüktü tabi bunda =) bir de muhteşem gökhan kırdar şarkıları tabi… hatta önceleri bu diziye ön yargılı yaklaşmıştım… ama muhteşem yağmur şarkısı kulağıma çalındıkça şarkıyı dinlemek için dizinin başına geçer olmuştum =) başına geçtiğim o kısa anlarda da dizi hikayesiyle içine çekivermişti beni… ve sonrasında da kaçırmadan izlemiştim…
malum dizinin başrolünde özcan deniz oynuyordu… kendisini seversiniz sevmezsiniz o ayrı ama şimdi konu kendisine gelmişken neredesin firuze‘den bahsetmezsek olmaz…
Fotoğraf http://www.filimadami.com adresinden alınmıştır.
ezel akay‘ın ilk yönetmenlik denemesidir bu film… ben çok düşük bir beklenti ile gitmiştim filme… ama filmden çıktığımda tamamen değişmişti fikrim… çok beğenmiştim… ezel akay çok iyi iş çıkarmıştı… o günden sonra ezel akay‘ı da sıkı takibe aldım tabi… sonraki filmleri hacivat karagöz neden öldürüldü? ve 7 kocalı hürmüz de çok güzel filmlerdi… sadece bu 3 filmi yönetmiş olsa da, ezel akay benim için belli bir tarzı olan başarılı bir yönetmendir… bu ara sesi soluğu da çıkmıyor kendisinin… bi film çekse de izlesek =)
neredesin firuze filminin müzikleri de ayrı bir olaydı… filmin çok ses getirmesinde bu muhteşem şarkıların da etkisi büyüktü kuşkusuz… soundtrack albümün tamamı sıkılmadan peş peşe dinlenilebilecek şarkılardan oluşuyordu… ama benim özellikle beğendiğim şarkılar şunlardı:
özlem tekin/kara sevda… müslüm gürses/sensiz olmaz… ragıp savaş & janset/yalnızım dostlarım… özcan deniz/ahirim sensin…
ahirim sensin… bu muhteşem neşet ertaş türküsünü çok güzel yorumlayan bir başka şarkıcı da gülay‘dır… türküleri bir başka yorumlar gülay… hüzünlü sesi bam telinize dokunur âdeta… kendisinden dinlemeyi çok sevdiğim bir diğer türkü ise bir rumeli türküsü olan çalın davulları‘dır… ama ben şimdi tüylerimi diken diken eden bir başka gülay şarkısı ile yazımı sonlandıracağım… içinde şiir geçen şarkılardan pek hazzetmem aslında ama bu şarkının özellikle şiir bölümü acayip dokunur içime…
“yalnız gördü ya, gelir bende kalır yalnızlık”…
hazır melankoliye bağladık =), bir niran ünsal bestesi olan şu şarkıyı da dinlemeden gitmeyin derim ;)
“yok bir sitemim… hayatta her şey kısmet… soldu gençliğim… ömrümü aşkla ziyan ettim… ağla gönlüm… nasip değilmiş vuslat… rahat uyu yar… sana hakkımı helal ettim…”
ben hakkımı helal etmiyorum ama neyse =)
çok sıktım sizi değil mi =) tamam gidiyorum =))